19 Mart 2017 Pazar

Macbeth'in Mahkemesi: Bir İçsel Yargı

 *Orjinal dilden kendi yorumum ile çevirimdir.


-Perde 2, Sahne 2-
                                                                                               Lady Macbeth girer.
LADY MACBETH – Hizmetlileri sarhoş eden beni yüreklendirdi; onların susuzluğunu söndüren likör beni alevlendirdi. Dinle! Sessizce! İnsanları infaz etmeden önce çalan ziller gibi korkunç “iyi geceler” çığlığı atan baykuş bu. Macbeth şu anda kralı öldürüyor olmalı. Duncan’ın odasına giden kapılar açıktı ve sarhoş hizmetkarları krallarını korumak yerine horlayarak işleri ile alay ediyorlar. İçeceklerine çok fazla uyuşturucu koydum, hayatta olup olmadıklarını söyleyemezsiniz bile.

MACBETH – Kim var orada?

LADY MACBETH – Eyvah! Korkarım ki uyandılar, iş bozuldu. Bu cinayetin işlenmesi değil, yarıda kalması yok eder bizi. (Bir ses duyar) Şunu dinleyin! Hizmetçilerin hançerlerini Macbeth’in bulacağı bir yere koydum, bulmamış olamaz. Duncan’ın uyurken görünüşü babamı andırmasaydı muhtemelen kendimi öldürürdüm.
                                                                                     Macbeth kanlı hançerle içeri girer.
MACBETH – İşimi bitirdim, bir ses duydun mu?

LADY MACBETH – Baykuşun çığlığını bir de çekirgelerin öttüğünü duydum. Sen seslenmedin mi?

MACBETH – Ne zaman?

LADY MACBETH – Az önce.

MACBETH – İnerken mi?

LADY MACBETH – Evet.

MACBETH – Dinle! Öbür odada kim yatıyor?

LADY MACBETH – Donalbain.

MACBETH – Ellerime bak, korkunç.

LADY MACBETH – Korkunç demek çok tuhaf.

MACBETH – Hizmetçilerden biri uykusunda güldü ve birisi “Cinayet!” diye haykırdı, birbirlerini uyandırdılar. Durup onları dinledim: yalnızca dua ettiler ve yine uykuya daldılar.

LADY MACBETH – Malcolm ve Donalbain aynı odada uyuyor.

MACBETH – Sanki benim kanlı ellerimi görmüş gibi biri “Tanrı bizi korusun!” dedi, diğeri de “Amin!” dedi. Korkmuş seslerini dinlerken “Tanrı bizi korusun!” dediklerinde yanıt veremedim.

LADY MACBETH – Bu kadar derin düşünmeyin.

MACBETH – Ama neden “Amin!” diyemedim? Tanrı’nın yardımına en ihtiyaç duyduğum anda boğazımda düğümlenip kaldı sözcük.

LADY MACBETH – Böyle işlerde bu kadar düşünürseniz insan aklını oynatır.

MACBETH Çığlık atan bir ses duyduğumu sandım, “Artık uyumak yok! Macbeth uykuyu katletti.” Masum uykuyu; Bütün endişelerimizi gidermek için uyuduğumuz, her günün yaşamını sona erdiren. Yorgun işçiyi rahatlatan, yaralı zihinlere merhem olan; yaşam denen yemeğin cana can katan ziyafetini.

LADY MACBETH - Ne demek istiyorsunuz?

MACBETH –  Ses evin içinde olan herkese bağırmaya devam ediyordu. “Artık uyumak yok!” Macbeth uykuyu katletti. Bu yüzden bir daha uyumayacak!

LADY MACBETH – Kim söyledi bunu? Neden, benim değerli efendim, bu kadar korkak düşüncelerle soylu gücünüzü zayıf düşürüyorsunuz. Gidin biraz su getirin ve bu kana bulanmış kanıtları ellerinizden çıkartın. Neden hançerleri odadan çıkarttınız? Orada kalmaları gerekiyordu. Onları geri getirin ve uyuyan muhafızlara kan bulaştırın.

MACBETH – Geri gidemem; yaptığım işi düşünmekten bile korkuyorum. Ona bir daha bakmaya hiç cesaretim yok.

LADY MACBETH – Korkak! Hançerleri bana ver. Ölü ve uyuyan insanlar resimlerin yaptığından daha fazla acıtamaz canını artık. Sadece çocuklar ürkütücü resimlerden korkar. Eğer Duncan’ın vücudu kanamaya başlarsa, muhafızların suratını onun kanı ile boyayacağım. Cinayeti onların suçuymuş gibi göstermeliyiz.
                                                                                                 Lady Macbeth çıkar.
                                                                                                        (Kapı vurulur)
MACBETH – Bu tıklatma sesi nereden geliyor? Bana neler oluyor da her gürültüde endişeye kapılıyorum? (Ellerine bakarak) Bu eller kimin böyle? Ah, gözlerimi oyuyorlar. Okyanustaki bütün sular bu kanı ellerimden çıkaracak mı? Hayır, bunun yerine ellerim sonsuz okyanusları kanımla kırmızıya boyayacak.
                                                                                                Lady Macbeth girer.
LADY MACBETH – Benim ellerim en az sizin elleriniz kadar kırmızı artık. Ama ben sizin gibi birini öldürdüm diye değil sadece yüreğim soluk ve zayıf olsaydı utanırdım.
                                                                                                   (Kapı vurulur)
Güney kapısından bir ses duyuyorum. Hadi, odamıza geri gidelim. Az bir su suçumuzun kanıtlarını yok edecektir. O zaman bakın nasıl her şey kolay görünecek. Biraz kendinizi kaybettiniz o kadar.
Dinleyin! Kapı daha şiddetli çalıyor. Birinin gelip uyanık olduğumuzu görme ihtimaline karşı geceliğinizi giyin. Böyle derin düşüncelere kaptırmayın kendinizi.

MACBETH – Suçumu düşünmekten ziyade tamamen bilinçsiz olmayı tercih ederim.
                                                                                                 (Kapı vurulur)
Vur, daha şiddetli vur kapıya da Duncan’ı uyandır. Keşke yapabilseydin.


                                                                                       "William Shakespeare"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder