yorgun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorgun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2015 Cuma

Duvar

Bazı insanların gözleri öylesine kararmıştır ki, çevrelerinde ışıl ışıl parlayan onca şeyi en ufak bir an bile göremezler. Bu gözleri böylesine kararan insanları ancak ve ancak yalnız ve yalnız derin, uzun, soğuk duvarlar durdurabilir. İster yavaş ister son sürat hızla olsun, çarptıkları o an durupta sorgulayacaklardır herhangi bir şeyleri. Belki gözü karalıklarını belki yollarına engel bu duvarı.. Sonra yumruk yapmaktan nasırlaşmış ellerini açıpta duvarla ilk temaslarını yaşayacaklar. Bir kulaç, bir kulaç daha ilerleye ilerleye ve o taştan soğukluğa dokunarak aslında dört duvar arasında volta attıklarını aslında hiçbir yere gitmediklerini ve gidemeyeceklerini anlayacaklar. Bunca duvar gök kubbeden zembille inmedi ya! İndiyse de elbette vardır bir sebebi bu insanlar için. Belki bu duvarların orada olması yarar belki zarardır. Bilinmez.. Peki ya o duvarları bu insanlar kendi elleriyle ördüyse ve aslında elleri yumruklarını sıkmaktan değil de bu duvarları taşımaktan nasırlaştıysa? Ya bu insanların gözü kara bir kişiliği değilde bolca içine kapanıklığı varsa? 
.. Öyle ya da böyle o duvarlarda var duvarların içine hapsolmuş insanlarda..

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Ayrılık Senfonisi

 

Her ayrılığın senfonisi başka çalar. Bizim senfonimiz sessizlikti.

      Ey hiçbir şekilde hitap edemediğim. Viran şehirleri aşıp geldim bu noktaya. Viran kalbinden, viran sözlerinden geldim. Geçtiğim her lambası patlak sokakta bir yanımı  bıraktım bu sayede epeyce eksildim. Bir yanımı ufukta bir yanımı toz dumanda bıraktımda ben sende hiç bırakmadım bir yanımı. Her zerremi dağıttım bir oraya bir buraya. Bakıyorum da ne çok sevmişim seni. Ne çok yıkık dökük duygu bırakmışım ardımda. Sevdikçe yorulmuş yoruldukça çökmüşüm. Eksile eksile kalmamışım kendimde hiç mi hiç.. Şimdi ben sade bir insan cüssesi bir hayli ağır. Eksik.. Kayıp..
                                    Başka hiç..